İÇİNDE 1 YERLERDE – HENÜZ VARAMADIĞIN O YER
İÇİNDE 1 YERLERDE – HENÜZ VARAMADIĞIN O YER
İçinde bir yerlerde, adını tam koyamadığın ama varlığını her derin nefeste hissettiğin bir olasılık var. Belki bir sabah vakti, belki bir akşam üzeri, belki de tam şu an, o yer sana doğru geliyor.
Düşle.
Uzun zamandır içinde taşıdığın, ama bir türlü adım atamadığın bir arzu; sessiz, derin, neredeyse hatırlanamayan bir arzu. Belki bir şehir, belki bir iş, belki bir ilişki, belki de sadece sessiz bir sabah.
Düşle.
O kadar tanıdık ki, sanki hep oradaymış gibi. Ama bir o kadar uzak ki, ulaşmak için ne yapman gerektiğini bile bilmiyorsun.
İşte o arzu, seni bekliyor.
Ama senin yapman gereken tek şey, fark etmek.
BİRİNCİ BÖLÜM : KAPI
Her insanın hayatında, bir kapının aralandığı anlar vardır. Bazen o kapı, bir tesadüfle aralanır. Bazen bir kararla. Bazen de hiç beklemediğin bir anda, bir rüzgâr esintisiyle.
Ama çoğu insan, o kapıyı görmez. Çünkü gözleri, hep bildiği yola bakmaya alışmıştır.
Oysa kapı, hep oradadır.
Kapının ardında, henüz gitmediğin bir yer vardır. O yer, seni bekler. Çünkü o yer, senin özleminle var olmuştur. Her an sadece bir anlığıma içini dinlediğinde, uzandığında, için için yanan o küçük alev, aslında o yere işaret eder.
Ve sen, o alevi, yıllarca “hayal” diye adlandırdın. Ama hayal, ulaşılmayan değildir. Hayal, henüz ulaşılmamış olandır.
İKİNCİ BÖLÜM : FARK EDİŞ
Bir an, anlardan birinde yine o tanıdık huzursuzlukla kendi içine döndüğünde, bir şey fark ettin.
Fark ettin ki, o kapı hep oradaymış. Sadece ona bakmamışsın.
Ve o an, içinde bir şey kıpırdadı. Bir merak. Bir “Acaba?”.
İşte o merak, tüm bildiklerinin, tüm alışkanlıklarının, tüm “olan”larının ötesine geçmene izin verdi.
Rahatladın ve gözlerinin kapanmasını kocaman bir özlemle kucakladın.
O sırada ne oldu, bilinmez. Belki bir rüya, belki bir boşluk, belki de hiçbir şey, belki de her şey.
Ama zamanın içinde, her defasında kendini rahatlamanın güvenli alanına bıraktığında, rahatlıyor ve gözlerinin kapanmasına izin veriyorsun. Her seferinde, o kapı biraz daha aralanıyor, biraz daha yaklaşıyor, biraz daha tanıdık oluyor.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM : YOLCULUK
Ve bir gün, günlerden herhangi birinde, herhangi bir zaman diliminde – ama bu zaman dilimi, önceki zamanlardan çok farklı – gözlerini açtığında, kapının ardındaki o yere ilk adımını attığını fark ettin.
Ama nasıl olduğunu bilmiyorsun. Çünkü yolculuk, zihninle değil; içindeki o sessiz merakla yapılıyor.
O yer, aslında hiçbir zaman uzak değildi. Sadece algının ötesindeydi.
Ve şimdi, oradasın.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM : HATIRLAMA
O yer, orası aslında yeni bir yer değil. Hiç yeni değil, çok bildik, çok tanıdık. Sanki hep orada imişsin gibi.
Ama hatırlamıyorsun.
Hatırlamıyorsun ki, hayatın en büyük yolculuğu, dışarıya değil; içeriye doğrudur.
Ve içerideki o yer, seni bekliyordur.
O YER, ŞİMDİ SENİN
Artık her seferinde gözlerini açtığında, bir keyifle, kendini hissedebileceğin en iyi biçimde hissediyorsun.
Her gününün her anı, sadece doldurmak için değil; yaşamak için var.
Ve her seferinde gözlerini kapattığında, yüzünde bir tatlı gülümseme var. Çünkü biliyorsun ki, yine ve istediğin için yeniden gözlerini açtığında, hayat sana yeni bir armağan sunmaya hazır.
Ve o armağanın ne olduğunu bilmiyorsun.
Ama bilinmesine gerek yok.
Çünkü bazı armağanlar, bilinmek için değil; yaşanmak için vardır.
Belki de hayat, sana ulaşmayı bekliyordu. Sen ise, o ana kadar hep ona ulaşmaya çalıştın.
Ama şimdi, ulaşmak ile ulaşılmak arasındaki o ince, görünmez çizgiyi gördün. Ve o çizginin ötesinde, kendini bekleyen bir yaşam olduğunu fark ettin.
İşte o yaşam, şimdi senin.
_________________________________________________________________________________________________________________
