AÇIKLIĞA AÇILAN 1 ARALIK ARALANDIĞINDA
AÇIKLIĞA AÇILAN 1 ARALIK ARALANDIĞINDA
Henüz varamadığın o yere açılacak olan aralandı. Ama bu, bir son değil; bir başlangıçtır. Çünkü açılacak olan aralandığında, asıl yolculuk başlar.
BİR AN DÜŞÜN.
O aralıktan adımını attığın anı. O ilk adımda ayağının bastığı her ne is onun dokusunu, yüzüne çarpanların ılıklığını, içinizde yükselen o tanıdık ama bir o kadar yabancı duyguyu düşün.
O kadar bekledin ki. O kadar özledin ki. Ve nihayet şimdi oradasın.
Ve fark ettin ki, orası sandığından farklı. Ne daha parlak, ne daha karanlık. Sadece… farklı.
Çünkü açıklık aralandığında, orada seni bekleyen yeni bir dünya değil; burada seni bekleyen eski bir gerçek vardır.
BİRİNCİ BÖLÜM: YABANCILIK
Açıklık aralandığında, ilk hissettiğin şey yabancılık olur.
Her şey tanıdıktır ama hiçbir şey bildik değildir. Işık aynı ışıktır ama daha yumuşak düşer. Sesler aynı seslerdir ama daha berrak duyulur. İnsanlar aynı insanlardır ama gözlerinde yeni bir ifade vardır.
Ve sen, kendi içinde bir yabancı gibi durursun.
Çünkü açılmasını beklediğin aralandığında, artık eski sen değilsindir. Yine de yeni sen henüz tam olarak yerleşmemiştir. O boşlukta, o eşikte, o henüzde durursun.
İşte o yabancılık, aslında bir tanıma anıdır. Bedenin, yeni bir mekana getirilmişler gibi, her bir ayrıntını yeniden düzenler. Ve bu düzenleme sırasında, kim olduğunu yeniden öğrenirsin.
İKİNCİ BÖLÜM: KARŞILAŞMA
Açıklık aralandığında, karşına çıkan ilk şey korkudur.
Evet, o tanıdık korku. Bununla beraber bu kez farklıdır. Çünkü artık o korkunun ne olduğunu bilirsin. O korku, bildiğini kaybetme, alışkın olduğunu bırakma, güvenli limandan çıkma korkusudur.
Ama bu kez, o korkunun içinde bir yerlerde, heyecan da vardır.
Ve o heyecan, tüm bildiklerinin, tüm alışkanlıklarının, tüm “ben buyum” dediklerinin ötesine geçmene izin verir.
O an, korku ile heyecan arasındaki o ince, görünmez çizgiyi görürsün. Ve fark edersin ki, onlar aslında aynı duygunun iki yüzüdür. Biri seni geri çeker, diğeri ileri atar. Ama ikisi de aynı açıklıktan gelir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: ALIŞMA
Açıklık aralandığında, en kolay olmayan alışmaktır.
Alışmak, yeni olanı eskiyle karşılaştırmayı bırakmaktır. Alışmak, her anı “önceki gibi” diye ölçmeyi bırakmaktır. Alışmak, şimdide var olmayı öğrenmektir.
Ve bu, sabır ister.
Çünkü açıklık aralandığında, her şey hemen değişmez. Değişim, bir atlama değil; bir akıştır. Bir su gibi, yavaş yavaş, her yarığa, her çatlağa, her boşluğa dolan bir akış.
Ve o akışta, kendini bırakmayı öğrenirsin.
Kendini bıraktıkça, o yer sana ait olmaya başlar. Her nefesinde, her bakışında, her dokunuşunda, o yer biraz daha senin olur. Ve sen, biraz daha o yerin olursun.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: HATIRLAMA
Açıklık aralandığında, en derin an hatırlamadır.
Hatırlarsın ki, aslında buraya ilk kez gelmiyorsun. Bu yer, çok eski bir tanıdıktır. Belki zamanlardan hatırlamadığın birinde bir rüyada, belki bir evlat ebeveyninin şarkısında, belki okuduklarından birinin satır arasında, belki de hiçbir yerde, sadece içinde zaten vardı.
Ve şimdi, bedenin hatırlar.
Her hücrenin, tanıdık bir titreşimle uyanır. Her nefesin, derin ve bilinçli olur. Her bakışın, daha net ve daha keskin olur.
Ve fark edersin ki, açıklık aralandığında, aslında dışarıya değil; içeriye açılmıştır. Çünkü o yer, hep içindeydi. Sadece aralanmamıştı.
Ve sen, o açılası olanı araladığın için, kendini hatırladın.
BEŞİNCİ BÖLÜM: YENİDEN BAŞLANGIÇ
Artık aralandığında, her şey baştan başlar.
Ama bu kez, başlangıç daha bilinçlidir. Daha farkında. Daha sendir.
Çünkü artık bilirsin ki, her açılış bir başka açılıma açılır. Her varış, bir yeni yola çıkıştır. Her hatırlama, bir yeniden öğrenmedir.
Ve bu döngü, sonsuzdur.
Ama bu sonsuzluk, yorucu değil; besleyicidir. Çünkü her seferinde, biraz daha kendine gelirsin. Biraz daha rahatlarsın. Biraz daha var olursun.
SON SÖZ: AÇILIMLAR, HEP ARALIKTIR
Açılım aralandığında, açıklığın hep açık olduğunu fark edersin.
Çünkü o açılası olan, artık hep aralıktır. Ne tamamen açık, ne tamamen kapalı. Sadece… aralık.
Ve o aralıktan, hayat sana doğru akmaya devam eder.
Her gözlerini açmaya karar verdiğinde, o aralıktan yeni bir anın ışıkları sızar içeri. Her gözlerinin kapanışında, o aralıktan eskinin ışıklarında arta kalanlar süzülür dışarı.
Ve sen, o aralıkta durursun.
Ne içeride, ne dışarıda. Sadece içeri ile dışarının birleştiği yerde.
Ve o birleşim, senin yeni evindir.
Çünkü artık bilirsin ki, hayatın kendisi bir birleşimdir. Ve her an, yeni bir açıklığa aralanır.
Hep açıklığa aralık olan aralandığında, aslında hep aralık olduğunu fark ettin.
Sen sadece, ona bakabileceğini hatırlamıyordun.
Ama şimdi, her seferinde gözlerini açtığında, o aralığı görüyorsun. Ve o aralıktan, hayat sana doğru geliyor.
Sen ise, sadece karşılıyorsun.
_________________________________________________________________________________________________________________
-
“Myths about Erickson and Ericksonian Hypnosis” – Academic article
-
Pre-Suasion: A Revolutionary Way to Influence and Persuade – Robert Cialdini
-
Siddhartha as a Journey of Self-Discovery – Academic article
