1 İnsan Neden Değişmek İstediği Halde Eski Haline Tutunur?
1 İnsan Neden Değişmek İstediği Halde Eski Haline Tutunur?
Değişmek istemekle değişime hazır olmak arasındaki görünmeyen fark
İnsan bazen hayatında neyin değişmesini istediğini çok iyi bilir.
Daha özgür davranmak ister. Daha rahat konuşmak, ilişkilerinde kendisini daha açık ifade etmek, geçmişte yaşadıklarını geride bırakmak, yeni bir işe başlamak, daha başarılı olmak ya da hayatının belirli bir alanında yepyeni bir sayfa açmak ister.
Ne istediğini bilir.
Hatta nasıl yapabileceği konusunda da oldukça fazla şey öğrenmiş olabilir.
Yine de değişim beklediğinden daha yavaş gerçekleşebilir.
Çünkü insanın hayatında değiştirmek istediği şey bazen yalnızca bir davranış değildir.
O davranışın çevresinde yıllar içinde oluşmuş bir kimlik de vardır.
İşte asıl ilginç hikâye burada başlıyor.
“Ben Böyleyim” Dediğimizde Aslında Ne Söylüyoruz?
Günlük hayatta ne kadar sık “Ben böyleyim” dediğinizi düşünün.
“Ben biraz çekingenim.”
“Ben insanlara kolay güvenemem.”
“Ben başladığım işleri bitirmekte zorlanırım.”
“Ben para konusunda şanslı değilim.”
“Ben topluluk önünde konuşamam.”
Bu cümleler ilk bakışta insanın kendisini tarif etmesi gibi görünür.
Oysa bazıları bir kimlik tanımından çok, uzun zamandır tekrarlanan bir deneyimin özetidir.
Bir insan birkaç kez topluluk önünde konuşurken yoğun heyecan yaşamış olabilir. Sonra kendisine “Ben topluluk önünde konuşamam” demeye başlayabilir.
Bir süre sonra bu artık geçmişte yaşanmış birkaç deneyimin tanımı değildir.
Kimliğin bir parçasına dönüşür:
“Ben böyle biriyim.”
Burada küçük fakat çok önemli bir fark vardır.
“Topluluk önünde konuşurken heyecanlandım” dediğinizde bir deneyimden söz edersiniz.
“Ben topluluk önünde konuşamam” dediğinizde ise kendinizi tanımlarsınız.
Birincisi değişebilir bir deneyimdir.
İkincisi ise fark edilmediğinde geleceğe taşınan bir kimlik cümlesine dönüşebilir.
İnsan Kendi Hikâyesine Alışır
Hepimizin kendimiz hakkında anlattığımız bir hikâye vardır.
Nereden geldiğimiz, neler yaşadığımız, kim olduğumuz, neleri yapabildiğimiz ve gelecekte nelerin mümkün olduğu bu hikâyenin parçalarıdır.
Bu hikâye bize bir süreklilik duygusu verir.
Dünkü “ben” ile bugünkü “ben” arasında görünmez bir köprü kurar.
Bu nedenle değişim bazen yalnızca yeni bir davranış öğrenmek anlamına gelmez.
İnsan aynı zamanda kendisi hakkında anlattığı hikâyeyi de yeniden düzenler.
Düşünün:
Yıllardır kendisini “herkesi idare etmek zorunda olan kişi” olarak gören biri, bir gün kendi ihtiyaçlarına daha fazla yer vermeye başladığında yalnızca davranışını değiştirmiş olmaz.
Kendisini algılama biçimi de değişmeye başlar.
“Ben herkesi idare etmek zorundayım” yerine:
“Başkalarına değer verirken kendime de değer verebilirim.”
diyebilmeye başlar.
Bu küçük görünen değişiklik, insanın hayatında oldukça geniş bir alan açabilir.
Değişimin İlginç Sorusu: “Peki Sonra Kim Olacağım?”
Bir insan yıllardır taşıdığı bir davranışı değiştirdiğinde önünde yeni bir alan açılır.
Ve bazen bilinçli olarak sormadığı bir soru ortaya çıkar:
“Bunu bırakırsam ben kim olacağım?”
Örneğin yıllardır kendisini geçmişte yaşadığı bir olay üzerinden tanımlayan bir insan düşünün.
O olay artık yalnızca başından geçen bir şey değildir.
İnsanlara kendisini anlatırken kullandığı hikâyenin de bir parçasıdır.
Şimdi o olayın hayatındaki etkisi giderek küçüldüğünde ilginç bir şey gerçekleşir.
Ortaya bir boşluk değil, yeni bir olasılık alanı çıkar.
“Bundan sonra kim olabilirim?”
“Hayatımı neye göre düzenleyebilirim?”
“Enerjimi artık nereye yöneltebilirim?”
Bunlar değişimin çok değerli sorularıdır.
Çünkü gerçek değişim yalnızca geçmişten bir şeyleri geride bırakmak değildir.
Gelecekte kim olmak istediğinize de alan açmaktır.
Değişmek Bazen Bir Şey Kaybetmek Değil, Yeni Bir Şey Kazanmaktır
Değişim hakkında kullandığımız dil bile önemlidir.
“Bu huyumdan kurtulmalıyım.”
“Bunu yok etmeliyim.”
“Bu tarafımı yenmeliyim.”
Bu ifadelerin tamamında insanın kendisiyle bir mücadeleye girmesi vardır.
Oysa başka türlü düşünmek de mümkündür.
Çekingenliği yok etmek yerine kendini rahatça ifade etmeyi öğrenmek…
Kaygıyla savaşmak yerine dinginliği ve güven duygusunu geliştirmek…
Ertelemeyi ortadan kaldırmaya çalışmak yerine harekete geçme alışkanlığını güçlendirmek…
Geçmişi silmeye çalışmak yerine geleceğe daha geniş bir yer açmak…
Bu bakış açısında insan kendisinden bir şey eksiltmeye çalışmaz.
Kendisine yeni seçenekler ekler.
Ve bana göre değişimin en güzel taraflarından biri tam da budur:
İnsan eski davranışlarından vazgeçerken kendisinden vazgeçmez. Kendisine yeni davranış seçenekleri kazandırır.
Beyin Tekrar Ettiğini Öğrenir
İnsan beyni öğrenme konusunda olağanüstü bir yapıya sahiptir.
Bir davranışı tekrar ettiğimizde o davranış giderek daha tanıdık hale gelir.
Bir düşünceyi tekrar ettiğimizde ona ulaşmak kolaylaşır.
Bir beceriyi kullandığımızda o beceri gelişir.
Bu nedenle yıllardır tekrarlanan bazı davranışların güçlü olması şaşırtıcı değildir.
Onları çok iyi öğrenmiş olabiliriz.
Fakat burada güzel bir haber vardır:
Öğrenebilen bir sistem yeniden öğrenebilir.
Yeni bir tepki tekrarlandıkça tanıdıklaşabilir.
Yeni bir düşünme biçimi kullanılmaya başladıkça kolaylaşabilir.
İnsan kendisine farklı sorular sormaya başladığında dikkatinin yönü bile değişebilir.
İşte hipnoz, oto hipnoz, NLP ve çeşitli değişim çalışmalarının ilginç olduğu alanlardan biri burasıdır.
Amaç insanın kimliğini silmek değildir.
Amaç, kişinin sahip olduğu seçeneklerin farkına varmasını ve kendisine daha yararlı seçenekleri güçlendirmesini desteklemektir.
İç Konuşmamız Geleceğimizin Provası Olabilir
Kendimizle gün boyunca sürekli konuşuruz.
Bazen sessizce.
Bazen yüksek sesle.
Ve kullandığımız dil düşündüğümüzden daha önemlidir.
“Ben bunu yapamam.”
ile
“Bunu nasıl yapabileceğimi henüz keşfetmedim.”
aynı dünyayı tarif etmez.
“Ben hep böyleydim.”
ile
“Şimdiye kadar böyle davranıyordum.”
da aynı şey değildir.
İkinci cümlede küçücük bir kelime vardır:
Şimdiye kadar.
Bu iki kelime geçmişi inkâr etmez.
Sadece geçmişin geleceğin zorunlu senaryosu olmadığını hatırlatır.
İnsan bazen hayatında büyük bir değişiklik yaratmak için büyük cümlelere ihtiyaç duymaz.
Doğru zamanda sorulmuş küçük bir soru yeterlidir:
“Bunun yerine ne istiyorum?”
Değişim Kimliğin Kaybolması Değil, Genişlemesidir
Belki de değişim konusunda yaptığımız en büyük kavramsal hata, onu eski benliğimizle vedalaşmak olarak düşünmektir.
Oysa insan öğrendiği her yeni beceriyle biraz daha genişler.
Bisiklete binmeyi öğrendiğinizde eski siz kaybolmadı.
Yeni bir dil öğrendiğinizde başka bir insana dönüşmediniz.
Sevmeyi, sınır koymayı, konuşmayı, dinlemeyi, rahatlamayı veya kendinize güvenmeyi öğrendiğinizde de özünüzden bir şey eksilmez.
Aksine seçenekleriniz çoğalır.
Bir zamanlar yalnızca tek şekilde tepki verebildiğiniz bir durumda artık iki, üç, dört farklı seçenek görebilirsiniz.
Ben özgürlüğü biraz da böyle düşünüyorum:
Seçenek sahibi olmak.
Belki de Asıl Soru Şudur
Hayatımız boyunca kendimiz hakkında pek çok şey öğreniyoruz.
Bazılarını ailemizden.
Bazılarını çevremizden.
Bazılarını yaşadıklarımızdan.
Bazılarını da kendi kendimize tekrar tekrar söylediğimiz sözlerden.
Bunların bir bölümü bugün hâlâ bize yardımcı oluyor.
Bir bölümü ise görevini tamamlamış olabilir.
O zaman insanın kendisine sorabileceği çok güzel bir soru ortaya çıkıyor:
“Bugün sahip olduğum bütün deneyim, bilgi ve olanaklarla kendim hakkında hangi yeni şeyi öğrenmek isterdim?”
Belki değişim tam burada başlar.
Bir şeyi zorla geride bırakmakla değil…
Kendiniz için daha iyi bir seçeneği mümkün görmeye başladığınız anda.
Okuyucuya Son Bir Soru
Şimdi küçük bir düşünce deneyi yapın.
Uzun zamandır değiştirmek istediğiniz bir davranışınızı düşünün.
Ve bu kez kendinize:
“Bundan nasıl kurtulurum?”
diye sormayın.
Onun yerine sorun:
“Bunun yerine hayatımda ne olmasını istiyorum?”
İki soru arasındaki fark küçük görünebilir.
Fakat bazen insanın dikkatini geçmişten geleceğe çevirmek için gereken şey, yalnızca daha iyi bir sorudur.
Kaynakça:
- Hipnoz
Hipnoz - Hipnoz (Hypnosis) Anlatan Hipnotik Yaklaşımlar
Hipnoz (Hypnosis) Anlatan Hipnotik Yaklaşımlar - Sinir Dili Yazılımı – NLP
Sinir Dili Yazılımı – NLP - NLP ile Olmak
NLP ile Olmak - NLP ve Psikoloji
NLP ve Psikoloji - Ufuk Önen – Hakkımda
Ufuk Önen - Ana sayfa
ufukonen.com.tr - American Psychological Association – Clinical Hypnosis
Uncovering the New Science of Clinical Hypnosis - American Psychological Association – Evidence-Based Practice in Clinical Hypnosis
Evidence-Based Practice in Clinical Hypnosis
Bu yazı kişisel gelişim ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
© 2026 Ufuk Önen | ufukonen.com.tr. Tüm hakları saklıdır. Yazının tamamı veya bir bölümü, kaynak gösterilse dahi, yazılı izin olmaksızın ticari amaçla çoğaltılamaz ve yayımlanamaz.
