Garip 1 Soru Soracağım, Cevaplamak Zorunda Değilsin. Çocukluğundaki Küçük Seni Şu An Karşında Görsen… Ona En Çok Ne Söylemek İsterdin?
Garip 1 Soru Soracağım, Cevaplamak Zorunda Değilsin. Çocukluğundaki Küçük Seni Şu An Karşında Görsen… Ona En Çok Ne Söylemek İsterdin?
Ne Zaman ve Nerede Aklına Gelirse, Yazar Mısın?
Hiç fark ettin mi? Hayatında bir şeyler hep neredeyse çok güzel. Hayatın içinde daima ileriye odaklı ve gayretlisin. Kimi zaman çok seviyorsun. Ama bir yerde, bir an, içinde bir şey sessizleşiyor. O sessizleşen şey – işte tam onun adını koymaya başladığın an, aslında iyileşmeye hazır olduğun andır.
Bazı insanlar çocukken şiddet gördü. Fiziksel ya da duygusal. Belki bir ebeveynin sesi çok yankılandı odasında. Belki de o ebeveynin sessizliği… Görevini yapan, yemek yediren, giydiren ama bir türlü güven duygusunu veremeyen bir büyüme hikayesi. Ve bu hikaye büyüdü, okula gitti, işe girdi, evlendi, belki de çocuk sahibi oldu. Ama o ilk güvensizlik tohumu hâlâ toprağın altında, usulca kök salmaya devam ediyor.
Bugün bu yazıyı okuyorsan, bu satırların sana dokunmasına izin ver. Çünkü bu yazı, senin gibi düşünen, hisseden ve şimdiye kadar her şey yolunda görünen binlerce insanın aslında içten içe neyi eksik hissettiğini anlaması için yazıldı.
Dile Gelmesi Zor, Ama Hayatın Tadını Çalanlar
Şöyle bir düşün: Çocukluğunda şiddet görmüş biri, yetişkin olduğunda ne sıklıkla şöyle der: “Çocukken şiddet gördüm, bu yüzden güven sorunum var” ?
Çok az. Çünkü o farkındalık, genelde yıllarca bastırılmış bir duygu bulutunun arkasına saklanır.
Bunun yerine şöyle şikayetler duyulur:
-
“Bir türlü tam doyamıyorum ilişkilerime.”
-
“Aslında her şey iyi ama sürekli bir şeyler ters gidecekmiş gibi tetikteyim.”
-
“Kendimi çok yoruyorum. Her şeyi kontrol etmek zorundayım.”
-
“Bir an rahatladığımda, içime bir huzursuzluk oturuyor.”
Bu cümleler, travmanın değil; fark edilmemiş bir bilinçaltı düzeninin yansımasıdır. Ve evet, bu düzen değişebilir.
Peki bu insanlar, hayatlarının tam olarak neresinde bir şeyleri kaçırıyorlar?
-
Doğal akışı kaçırıyorlar: Plansız bir kahkaha, spontane bir tatil, hiçbir hesap vermeden sevilmek… Onlara hep “önce güvenmeyi öğrenmelisin” denir, oysa güven öğrenilmez – hissedilir.
-
Sakin anların tadını kaçırıyorlar: Sakinlik onlar için tehlikenin olmadığı an değil; tehlikeyi fark etmediği bir boşluk gibi gelir. Bu yüzden bilinçdışı olarak küçük krizler yaratırlar veya hiç durmazlar.
-
Kırılganlığın gücünü kaçırıyorlar: “Yardım istemek”, “ağlamak”, “muhtaç olmak” onların dünyasında zayıflık demektir. Oysa gerçek bağ kurmak, kırılganlığı göstermekle mümkündür.
-
Kendi çocukluklarıyla barışmayı kaçırıyorlar: En büyük kayıp belki de budur. Hiçbir yetişkin, ne gariptir ki, çocukluğundaki o küçük benliğe sarılıp “Hak ettin” diyemez çoğu zaman. Ama diyebilenler, hayatlarının dönüştüğünü söyler.
Bu Durum Ne Kadar Yaygın? Ve Yardım Alanlarla Almayanlar Arasında Ne Fark Var?
Araştırmalar gösteriyor ki; çocukluk döneminde şiddete maruz kalan her üç kişiden ikisi, yetişkinlikte bir dönem depresyon, anksiyete ya da güven temelli ilişki sorunları yaşıyor. Ama en garip olan şu: Bu kişilerin neredeyse %80’i, hiçbir profesyonel destek almıyor. Çünkü “benim sorunum yok” hissi, travmanın en sinsi hediyesidir.
Yardım Almayanların Yaşamından Bir Örnek: Ayşe (42, İşletme Yöneticisi)
Ayşe, dışarıdan bakıldığında her şeyi başarmış bir kadın. İyi bir okul, liderlik koltuğu, iki çocuk. Kocasıyla 15 yıllık evlilik. Ama her gece yatağa girdiğinde, kocasına dönüp sarılmak yerine garip bir dürtüyle duvara döner. Çünkü sarılırsa, “bir gün gider” korkusuyla sabaha kadar uyuyamaz. Çocuklarına bağırdığı an, mutfakta donup kalır: “Ben de annem gibi mi oluyorum?” Bunu asla kimseye anlatmaz. Çünkü anlatırsa, her şey çöker sanır. Oysa çökmesi gereken yalnızca ona hizmet etmeyen inançlarıdır. Ayşe, hâlâ yardım almayı düşünmüyor. Ama içinizden bir ses diyor ki: “Keşke şu soru bir gün sorulsa…”
Yardım Almaya Başlayanlardan Bir Örnek: Mehmet (35, Yazılım Geliştirici)
Mehmet, çocukken babasından dayak yedi. “Erkek adam ağlamaz” diye büyüdü. 30 yaşına geldiğinde hiçbir kadınla 6 aydan fazla birlikte olamadı. Her seferinde “sıkıldım” diyerek kaçtı. Oysa aslında garip belki ama korktu. Terapiye başlamadan önce bir arkadaşı ona tıpkı başlıktaki gibi garip bir soru sordu: “Küçük Mehmet’e ne söylemek isterdin?” İlk başta güldü. Sonra üç gün düşündü. Sonunda şu cevabı yazdı: “Suç sende değildi. Ve sen çok güçlüydün.”
Bu cümleyi yazdıktan sonra bir terapiste gitti. Ardından hipnoz destekli bir bilinç çalışmasına katıldı. Bugün, 2 yıldır birlikte olduğu kadına “Korkuyorum” diyebiliyor. Ve ilk kez, karşısındaki onu duyunca kaçmıyor, sarılıyor.
Fark şurada: Ayşe, fark etmediği bir döngünün içinde tükeniyor. Mehmet ise bir soruyla fark etti, sonra adım attı.
Kendini Test Etmek İçin Bir Değerlendirme: Hangileri Sende Var?
Şimdi bu bölüm, hiçbir tanı koymuyor. Sadece garip bir ayna tutuyor. Aşağıdaki ifadeleri sessizce oku. İçinden “evet, bu ben olabilirim” dediğin her madde, aslında senin bilinçaltının sana “fark edilmeyi bekleyen bir alan var” mesajıdır.
Bu test, uzman danışmanlar eşliğinde hazırlanmıştır. Her maddeyi 0 ile 3 arasında puanla:
-
0 = Hiç bana uymuyor
-
1 = Bazen böyle hissederim
-
2 = Sık sık yaşarım
-
3 = Bu neredeyse her zaman böyle
Bölüm A: Güven ve İlişki Soruları
-
Birine duygusal olarak yakınlaşmadan önce mutlaka “acaba güvenilir mi?” diye uzun süre test ederim.
-
Bir ilişkide her şey çok iyi giderken içimden “bir gün biter” hissi gelir.
-
Terk edilmektense, hiç başlamamayı tercih ettiğim olur.
-
Partnerimin veya yakın arkadaşımın bana kızması, içimde bir felaket senaryosu başlatır.
Bölüm B: Kontrol ve Mükemmeliyetçilik
-
İşler planladığım gibi gitmezse, büyük bir hayal kırıklığı ya da öfke hissederim.
-
“Yeterince iyi değilim” duygusu, başarılı olsam bile peşimi bırakmaz.
-
Dinlenmek beni tedirgin eder, hemen bir şeyler yapmam gerektiğini hissederim.
-
Hata yaptığımda, kendime çok sert sözler söylerim (içimden veya dışımdan).
Bölüm C: Duygusal Tepkiler ve Fiziksel Belirtiler
-
Beklenmedik bir ses veya hareket beni yerimden sıçratır, sonra “aşırı tepki verdim” derim.
-
Sebepsiz yere içim sıkışır, boğazım düğümlenir ya da midem kasılır.
-
Çok mutlu bir anımda bile, aklıma ansızın eski bir utanç anısı gelir.
-
Uykuya dalmakta zorlanırım ya da sabah yorgun uyanırım.
Puanlama ve Değerlendirme
Toplam puanını hesapla (0-36 arası).
0-8 puan: Çocukluk deneyimlerin bugünkü yaşamını çok hafif düzeyde etkiliyor. Yine de farkındalık her zaman iyileştirir. Yoluna devam et, ama iç sesini dinlemeye devam et.
9-18 puan: Bilinçaltında, özellikle güven ve kontrol konusunda bazı eski kayıtlar garip ama hâlâ çalıyor. Bu kayıtlar, hayatından istediğin tadı almanı biraz engelliyor olabilir. İyi haber: Bu puan aralığı, bir rehber eşliğinde yapılacak kısa bir bilinç çalışmasıyla (örneğin hipnoz veya NLP) çok hızlı dönüşüm gösterir.
19-27 puan: Çocukluk dönemindeki şiddet veya güvensizlik, yetişkinlikteki kararlarını, ilişkilerini ve iç huzurunu belirgin şekilde etkiliyor. Bu farkındalık zaten büyük bir adım. Profesyonel bir destek, hayatında daha önce hiç tatmadığın garip bir hafiflik ve özgüven yaratabilir.
28-36 puan: Bu puan, geçmişin yükünün fazla olduğunu gösteriyor. Ama şunu hatırla: Yüksek puan, çözümsüzlük değil; dönüşüm potansiyelinin ne kadar büyük olduğunu gösterir. Bu alandaki her bir puan, içinde bekleyen bir cevherdir. Doğru rehberlikle, bu enerjiyi hayatının en büyük gücüne dönüştürebilirsin.
Farklı Yanıtlar Ne Anlama Gelebilir? (Uzman Danışman Görüşleri)
Eğer testte bazı maddelere “3 – neredeyse her zaman” yanıtı verdiysen, “Mahvoldum” ya da “Bu böyle kalacak” anlamına gelmez.
Aksine, şu anlama gelir:
“Bilinçaltım, çocukken hayatta kalmak için geliştirdiğim bazı desenleri hâlâ koruyor. Çünkü o zamanlar bu desenler beni korudu. Şimdi ise bambaşka bir yetişkinim. Şimdi bu desenleri güncelleyebilirim.”
Örneğin:
“Birini test etmeden güvenmem” – bu desen, şiddet gören çocuk için garip değil hayatiydi. Hangi yetişkin güvenilir, hangisi vuracak? Ama bugün, bu test etme hali seni yoruyor ve karşındakini de uzaklaştırıyor. Onun yerine önce küçük adımlarla güvenme pratiği koyabilirsin. Hipnoz tam da bu yeni pratiği bilinçaltına yerleştirmek için çok etkili bir araçtır.
“Dinlenmek beni tedirgin eder” – çocukken dinlenmek, saldırıya açık olmak demekti. Yetişkin olarak bu tetikte kalma hali, kronik yorgunluğa ve tükenmişliğe yol açar. Oysa şimdi, güvende olduğun bir alan yaratabilir ve rahatlamanın bir tehdit olmadığını bilinçaltına öğretebilirsin.
Peki Ya Hâlâ Emin Değilsen? “Benim durumum farklı” mu diyorsun?
Bu garip değil, çok doğal. Her insanın hikayesi özeldir. Belki de şiddet görmedin ama duygusal ihmal yaşadın. Belki “çok küçük şeylerdi” diyorsun. Hatırla: Önemli olan ne yaşandığı değil, o yaşananların senin iç dünyanda nasıl bir anlam ve refleks oluşturduğudur.
Emin olmak için kendine şu üç soruyu sor. Ve cevapları yazmana bile gerek yok. Sadece hisset:
-
Hayatımda sık sık “keşke daha rahat güvenebilseydim” diye düşündüğüm anlar oluyor mu?
-
Başkaları “sakin ol” dediğinde, içimden bir ses “ya bir şey olursa” diyor mu?
-
Küçükken beni koruması gereken bir yetişkin, bazen bana korku veya acı hissettirdi mi?
Eğer bu sorulardan herhangi birine içten bir “evet” geldiyse, işte tam buradasın. Bu farkındalık, dönüşümün başlangıcıdır.
Şimdi Sana O “Garip” Soruyu Tekrar Soruyorum
Bu garip soruyu hiç cevaplamak zorunda değilsin.
Ama bir köşede dursun.
Belki yatmadan önce, belki duşta, belki yürürken… aklına geldiğinde, şu garip soruyu kendi içinde hisset:
“Çocukluğumdaki küçük beni şu an karşımda görsem… ona en çok ne söylemek isterdim?”
Ve izin ver, o küçük çocuk cevabını duysun.
Duysun ki, senin bugünkü iç sesin artık onu suçlamasın, ona sarılsın.
Duysun ki, o küçük çocuk büyüsün ve artık güvenle yürüsün.
Bu yazıyı okuduğun için teşekkür ederim.
Şimdi, ne zaman ve nerede aklına gelirse, yazar mısın?
Bir yere. Telefonun notlarına. Bir kağıda.
Çünkü yazdığın an, içindeki dönüşüm garip bir şekilde başlar. Ve sen, o dönüşüme tanıklık etmeyi hak ediyorsun.
Not: Bu içerik, çocukluk şiddeti sonrası güven sorunu yaşayan yetişkinler için umut ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Profesyonel danışmanlık desteği almak, iyileşme sürecini hızlandırır. Kendine bugün, geçmişteki hiç kimsenin veremediği şeyi vermeye karar verebilirsin: Güvenli bir şekilde uyanma hakkını.
Kaynaklar:
