“Biliyorum Ama Yapamıyorum” Sendromu: Kendini Mutlu Etmene Engel Olan 5 Gizli Sebep

“Biliyorum Ama Yapamıyorum” Sendromu: Kendini Mutlu Etmene Engel Olan 5 Gizli Sebep
Bir sabah uyanıyorsun ve kendine söz veriyorsun: “Bugün farklı olacak. Kendime iyi gelecek şeyleri seçeceğim, beni mutlu eden davranışlarda bulunacağım, içimdeki sese kulak vereceğim.” Gün ilerliyor, derken bir bakıyorsun ki yine aynı döngüdesin. Yine bildiğin halde yapamıyorsun. Yine o eski alışkanlıklar, eski söylemler, eski duygular… Ve kendine soruyorsun: “Bildiğim halde neden doğru olanı yapamıyorum?”
Bu soru, insan olmanın en kadim sorularından biridir. Binlerce yıl önce yaşamış bilgeler de aynı şeyi sormuş, şairler bu çelişkiyi dizelerine dökmüş, filozoflar bunun peşine düşmüştür. Çünkü bilmekle yapmak arasında bir köprü vardır ve bu köprü bazen sisler altında kalır.
Gelin birlikte bu sisleri aralayalım. İçsel pusulanızı nasıl keşfedeceğinizi, sizin için doğru olanı nasıl bileceğinizi ve en önemlisi, bildiklerinizi hayatınıza nasıl taşıyacağınızı konuşalım. Bu bir yolculuk ve siz bu yolculuğun hem haritasını hem de kâşifini aynı anda olmaya davetlisiniz.
1. Bölüm: Bilgi ile Eylem Arasındaki Görünmez Duvar
Neden biliriz de yapamayız? Neden aklımız bir şey söylerken, bedenimiz, duygularımız, alışkanlıklarımız başka bir yöne gider?
1.1. İki Farklı Bilme Biçimi: Zihinsel Bilgi ve Bedensel Bilgi
Bizde iki farklı bilgi depolama sistemi vardır. Birincisi, kitaptan okuduğunuzda, birinden duyduğunuzda ya da mantıklı bulduğunuzda oluşan bilgidir. Buna zihinsel bilgi diyelim. İkincisi ise deneyimlediğiniz, hissettiğiniz, bedeninize kazınmış olan bilgidir. Buna da bedensel bilgi ya da deneyimsel bilgi adını verelim.
Mesela limon düşünün. Limonun ekşi olduğunu bilirsiniz. Ama bir limonu ısırdığınızda ağzınızda oluşan o tat, o his, o ekşime… İşte bu deneyimsel bilgidir. Zihinsel bilgiyi unutabilirsiniz ama bedensel bilgiyi unutmazsınız.
Sorun şu: Hayatımızı yöneten, çoğu zaman zihinsel bilgimiz değil, bedensel bilgimizdir. Yani bildiğimizi sandığımız şeyler, eğer deneyimlemiş ve hissetmiş değilsek, bizim için sadece zihnimizde asılı duran soyut kavramlar olarak kalır.
1.2. Alışkanlıkların Görünmez Gücü
Alışkanlıklar, Bizim yaşam içindeki sürecimizin otomatik pilotudur. Her gün defalarca tekrarladığımız davranışlar, beynimizde o kadar güçlü yollar (nöral bağlantılar) oluşturur ki, artık onları düşünmeden yaparız. Sabah uyandığımızda telefonu kontrol etmek, bir sorunla karşılaştığımızda kaygılanmak, sevdiğimiz birine karşı mesafeli durmak…
Bu alışkanlıklar o kadar hızlı ve otomatik çalışır ki, onları fark ettiğimizde çoğu zaman iş işten geçmiştir bile. “Ben biliyorum aslında böyle davranmamam gerektiğini” dediğimiz an, aslında o davranışı çoktan yapmışızdır.
1.3. Stres ve Duyguların Etkisi
Stres altındayken, beynimizin en ilkel bölgesi olan amigdala (beyin bademciği) devreye girer. Bu bölge, hayatta kalmakla ilgilenir, mantıklı düşünmekle değil. Stresli anlarda, prefrontal korteksimiz (mantıklı düşünme merkezimiz) adeta kapanır ve en eski alışkanlıklarımız, en tanıdık tepkilerimiz ortaya çıkar.
Bu yüzden, sakin bir ortamda, bir fincan çay eşliğinde düşündüğümüzde mantıklı gelen şeyler, stresli bir anda, bir tartışmanın ortasında ya da yorgun ve açken aklımıza gelmez. Gelse bile uygulayacak gücü bulamayız kendimizde.
2. Bölüm: Senin İçin Doğru Olanı Nasıl Bileceksin?
İçsel pusulanı keşfetmek, dışarıdaki seslerin arasında kendi sesini duyabilmektir. Peki bu nasıl olur?
2.1. Bedenini Dinlemeyi Öğren
Bedenin, senin en sadık rehberindir. Bir şey sana iyi geliyorsa, bedenin gevşer, nefesin derinleşir, omuzların düşer. Bir şey sana iyi gelmiyorsa, bedenin kasılır, midende bir düğüm oluşur, nefesin yüzeyselleşir.
Bu sinyalleri fark etmek için günde birkaç kez durup bedenine sormayı dene: “Şu anda bedenimde ne hissediyorum?” Bu basit soru, seni kendi iç bilgeliğine bağlayan bir köprü kurar.
2.2. Duygularını Tanı ve Adlandır
Duygular, iç dünyanın haberci kuşlarıdır. Öfke, bir sınırın ihlal edildiğini haber verir. Üzüntü, bir kaybı işaret eder. Korku, seni korumak ister. Heyecan, seni bir şeye doğru çağırır.
Her duygunu bir mesaj olarak görmeyi dene. “Bu duygu bana ne söylemek istiyor?” sorusu, duygularınla savaşmak yerine onları anlamana ve içsel rehberliğini keşfetmene yardımcı olur.
2.3. Sessizlikle Arkadaş Ol
Modern dünya, gürültüyle doludur. Telefon bildirimleri, televizyonlar, sosyal medya, insan sesleri… Bu gürültünün içinde kendi sesini duyman neredeyse imkânsızdır.
Her gün en az 10 dakika sessiz kalmayı dene. Telefonunu kapat, bir kenara otur ve sadece… ol. Bu sessizlik anlarında, içinden yükselen sesleri duymaya başlayacaksın. Önce huzursuzluk gelebilir, sonra düşünceler, sonra belki bir dinginlik. İşte o dinginliğin içinde, senin için doğru olanın fısıltıları saklıdır.
2.4. Değerlerini Keşfet
Değerlerin, hayatının pusulasıdır. Senin için en önemli olan şeyler neler? Özgürlük mü, aidiyet mi, yaratıcılık mı, güvenlik mi, macera mı, sevgi mi?
Değerlerini keşfettiğinde, herhangi bir durumda ne yapman gerektiğini bilirsin. Çünkü değerlerin, kararlarında sana yol gösterir. Değerlerinle uyumlu seçimler, seni mutlu eden seçimlerdir. Değerlerinle çatışan seçimler ise, ne kadar mantıklı görünürse görünsün, içinde bir huzursuzluk bırakır.
3. Bölüm: Bildiğini Hatırlamak ve Uygulamak
İşte en can alıcı kısım: Bildiklerini nasıl hatırlayacak ve hayatına nasıl taşıyacaksın?
3.1. Küçük Hatırlatıcılar Yerleştir
Zihnin, her an her şeyi hatırlamak için tasarlanmamıştır. Bu yüzden kendine hatırlatıcılar bırak. Telefonunun duvar kağıdına bir kelime yaz, bileğine bir ip bağla, aynaya küçük bir not iliştir, cüzdanına bir kağıt parçası koy.
Bu küçük hatırlatıcılar, bilincinin dalgalandığı anlarda seni kıyıya çağıran fenerler gibidir. Onları gördüğünde durup “Şu anda ne yapıyorum, nasıl hissediyorum, seçimim bana hizmet ediyor mu?” diye sorabilirsin.
3.2. Davranış Kalıpları Oluştur
Davranış kalıpları, niyetlerini hatırlamanın en güçlü yollarından biridir. Sabah uyandığında üç derin nefes alıp güne nasıl başlamak istediğine karar vermek, akşam yatmadan önce günün minnettarlık anlarını hatırlamak, yemekten önce bir an durup şükretmek…
Bu küçük alışkanlıklar, gün içinde kaybolduğunda seni kendine getiren çapalar (demirleme noktaları) gibidir. Onları düzenli olarak yaptıkça, davranış kalıpların senin için kutsal anlar haline gelir ve içsel pusulanla bağlantını güçlendirir.
3.3. Duygularını İşin İçine Kat
Öğrendiğini sadece aklında tutmaya çalışma. Onu bir duyguyla eşleştir. Mesela “Kendime iyi gelecek seçimler yapacağım” dediğinde, bunu söylerken göğsünde nasıl bir his oluşuyor? Bu hissi fark et, ona bir renk ver, bir sıcaklık ver.
Bir durumla karşılaştığında, önce bu hissi hatırlamaya çalış. Çünkü duygular, mantıktan daha hızlı çalışır. Bir şeyi hissettiğinde, onu hatırlaman ve uygulaman çok daha kolay olur.
3.4. Tekrar Et ve Kendine Şefkat Göster
Unutmak, insan olmanın doğasında vardır. Yeni bir davranışı öğrenmek, eski bir alışkanlığın yerine koymak zaman alır. Bu süreçte kendine yüklenme.
Her unuttuğunda, her eski davranışa geri döndüğünde, kendine şöyle söyle: “Şu an fark ettim. Bu an, yeni bir seçim şansı.” Farkındalık anı, değişimin başladığı andır. O anı bir başarısızlık olarak görmek yerine, bir uyanış olarak selamla.
3.5. Bedenini Hareket Ettir
Beden ve zihin birbirinden ayrı değildir. Bedenini hareket ettirdiğinde, zihnini de hareket ettirirsin. Yürüyüş yap, dans et, esneme hareketleri yap, nefes egzersizleri dene.
Bedenin değiştiğinde, duyguların da değişir. Duyguların değiştiğinde, düşüncelerin de değişir. Ve düşüncelerin değiştiğinde, seçimlerin de değişir. Bu döngüyü harekete geçirmek için en kolay yer, bedenindir.
3.6. Destek Al ve Paylaş
Yolculuğunu paylaştığın insanlar, sana hem ayna tutar hem de destek olur. Güvendiğin bir arkadaşınla konuş, bir grup çalışmasına katıl, bir uzmandan destek al.
Hipnoterapi Sertifika Programı gibi çalışmalar, hem kendi iç dünyanı keşfetmene hem de bu keşfi başkalarına nasıl rehberlik edeceğini öğrenmene yardımcı olabilir. Hatırla, en iyi öğrenme biçimlerinden biri, öğrendiklerini başkalarıyla paylaşmaktır.
4. Bölüm: Senin İçin Doğru Olanı Seçtiğini Nasıl Anlarsın?
Doğru seçimleri yaptığında, bunu bedeninde, duygularında ve hayatında bazı işaretlerle fark edersin.
4.1. Bedeninde Hafiflik Hissedersin
Doğru seçimi yaptığında, bedeninde bir hafiflik, bir açılma hissedersin. Sanki omuzlarından bir yük kalkmış gibi. Nefesin derinleşir, kalbin açılır, adımların daha sağlam basar yere.
4.2. İçsel Bir Dinginlik Oluşur
Doğru seçim, içinde bir sükûnet (dinginlik) yaratır. Zihnin durmadan soru sormaz, sürekli şüphe etmez, sürekli başka seçenekleri düşünmez. Bir tür içsel bilme hali vardır: “Bu doğru, işte bu.”
4.3. Enerjin Yükselir
Doğru seçim seni besler, enerji verir. Yanlış seçimler ise enerjini tüketir. Bir seçimden sonra kendini daha canlı, daha dinç, daha istekli hissediyorsan, bu senin için doğru olanı seçtiğinin işaretidir.
4.4. Pişmanlık Değil, Öğrenme Hissi Vardır
Doğru seçimler yapsan da, bazen istediğin sonuçları alamayabilirsin. Ama doğru seçim yaptığında, sonuç ne olursa olsun, içinde bir öğrenme hissi vardır. “Bunu deneyimlemem gerekiyormuş” dersin. Pişmanlık duymaz, sadece öğrenirsin.
Son Söz:
Sevgili yol arkadaşım, bilmekle yapmak arasındaki köprü, aslında senin içinde. O köprüyü inşa etmek için gereken tüm malzemelere de sahipsin. Bazen unutacaksın, bazen eski alışkanlıklarına geri döneceksin, bazen bildiğin halde yapamayacaksın. Bunların hepsi yolculuğun bir parçası.
Önemli olan, her unutuşunda yeniden hatırlaman. Her düşüşünde yeniden kalkman. Her kayboluşunda yeniden içsel pusulana bakman. Ve tüm bu süreç boyunca kendine şefkatle yaklaşman.
Çünkü sen, bu yolculuğun hem kahramanısın hem de yazarı. Hem öğrencisisin hem de öğretmeni. Hem arayansın hem de bulduğun.
İçsel pusulan hep sana doğruyu göstersin.
© Bu makale orijinal içerik olarak hazırlanmıştır.
Yararlanılan Kaynaklar:
-
Psychology Today – “The Knowing-Doing Gap” (Bilgi-Eylem Aralığı)
-
Dr. Bessel van der Kolk – “The Body Keeps the Score” (Beden Her Şeyi Kaydeder)
-
Charles Duhigg – “The Power of Habit” (Alışkanlıkların Gücü)
-
Harvard Health Publishing – “Understanding the Stress Response” (Stres Tepkisini Anlamak)
-
Dr. Daniel Siegel – “Mindsight: The New Science of Personal Transformation”
-
Brené Brown – “The Gifts of Imperfection” (Kusursuzluğun Armağanları)
-
Ufuk Önen – Hipnoterapi Sertifika Programı
