Bir zamanlar bir radyo söyleşisi dinlemiştim. Meşhur bir hipnoterapist geçmiş yaşamlar hakkında sorulan sorulara deneyimlerinden örneklerle yanıtlar veriyordu.

Bir ara sunucu “ bazı insanlar yeniden bedenlenmeye inanmıyorlar. Bu insanlarla çalışabiliyor musunuz?” diye sorduğunda, hipnoterapist; “Evet. Kimi insan bütün bunların hayal gücünün bir yaratımı olduğuna inanmayı seçebiliyor ama yine de bizim istediğimiz amaca hizmet edebiliyor bu hikayeler çünkü yine bilincin terapiye yardımcı olacak bölümünce yaratılmış oluyorlar” demişti.

Benim deneyimlediğim bir çok geçmiş yaşam deneyiminden bir tanesinde belirli derinlik seviyesine erişildiğinde hipnoz altında kapalı gözlerin ardında ve tamamen uyanık halde iken anlatılanlar;

İlerde örümceğe benziyen bir şey giderek yaklaşıyor.

Yukarıda, tepesinde kıvrık, yüzgeçli orkalarınkine benzer bir kıvrıklık var. Gittikçe yaklaşıyor ve büyüyor. Bu bir böcek ya da Orka değil. Bu bir kayık.Yoo! Bu bir tekne. Evet. Bu bir kürekli viking teknesi. 86 küreği var.  

Viking-ships

Nereden bildiğimi sormayın. Biliyorum işte. Her iki yanında 43 küreği olan bir viking gemisi bu. Bu gemiyi çok iyi biliyorum. O küreklerden birinde. Sol tarafta ki 22. Küreği çeken 4 kişiden 3.sü benim. 4. Kişi, sağ yanımda kürek çeken bir akrabam. Cüssesi benim 3 katıma yakın. Ben mi ufak tefekim yoksa o mu irikıyım bilemiycem derken sol yanımdakilere baktığımda benim onlarla hemen hemen aynı boyutlarda olduğumu görebiliyorum. Demek ki bu sağ yanımda kürek çeken ve devamlı birbirimize sürtünerek yürüttüğümüz bu iş. Onun için de zorlu bir görev. Onun işi daha zor çünkü o küreğin en ucunda. En çok hareketi yapmak ve en çok güç kullanmak zorunda olan o. Çok kötü kokuyor. Dayanılmaz bir koku yayıyor. Bu yolculuklar aylarca sürüyor ve biz nadiren yelken kullanıyoruz. O nedenle bu küreklerin başında geçiyor ömürümüz. Denizleri, macerayı seviyorum ama bu kürekler ve bu koku dayanılmaz.

Şimdi!

medreseBaşka bir yerdeyim. 13, 14 yaşlarındayım. Burası bir okul. Ayaklarımın altında kalınca bir halı var. Burada eğitim görüyorum. Şanslı bir azınlıktan olduğumu biliyorum. Burada kanunları öğreniyorum. İyi ve başarılı bir öğrenci olmama rağmen aklım fikrim denizlerde. Bir denizci olup, maceradan maceraya yaşamak isteği var içimde. 

kadilar

Yıllar geçiyor. Yaşlanıyorum. Toplumda saygın bir yerim oluyor. Sözüm dinleniyor.  Bir tür yargıç olmuşum. Kararlar veriyorum. İşimde iyiyim. İtibarlı ve hali vakti yerinde bir insanım. Makam ve mevki sahibiyim.

Öğrenim sonrası işimi iyi yaparak çok yükselmiş olmama rağmen o denizci olma hayalim hala içimi yiyip bitiriyor. Yaşamım bir çok insanın erişemeyeceği kadar güzel olmasına rağmen içimdeki bu özlem, yaşamı sanki bir sis perdesinin arkasından izliyormuşum gibi sürüp gidiyor. Artık hiçbir zaman bir denizci olmanın nasıl bir şey olduğunu bilemeden, hayal kırıklığı içinde ölüp gideceğimi düşünüyorum.

 Bütün bunlar anlatıldıktan sonra çalışma sona erdirilir. Artık gözler açıktır. İzleyen herkesin soruları vardır ve yanıtlar. 

– İki yaşam da benim yaşamımdı.

– Bu çalışmaya başlamadan evvel hayatımın bu döneminde her zaman eksikliğini his ettiğim, çok istediğim bir şey için, bir çok insanın ulaşmayı bile hayal edemeyeceği bir şeyi kenara ittiğim için doğru yapıp yapmadığımı sorgulamak isteyerek bu çalışmaya girmiştim.

– Şimdi biliyorum ki her yaşamın kendine göre zorlukları ve güzellikleri var.

– Artık biliyorum ki bir yaşam ne kadar mutlu, ne kadar başarılı olursa olsun insanın içinde bir şeyler eksik kalıyorsa o yaşam sisli puslu yaşanıyor.

 – Artık biliyorum ki içimizdeki dürtülere kulak vermeli en azından onların bize ne katabileceğini görmeliyiz. Bu bizim yakalayabileceğimiz ünvanlara, mevkilere mal olacak olsa dahi.

Bu gönderiyi paylaş: