Öyle sözcükler yazmak istiyorum ki yazarken benim, okurken okuyanın içi açılsın.
Öyle hafiften değil.
Cidden bir ferahlık yayılsın içlerimize ve hafifleyelim birlikte.
Çünkü ben yazarken düşüneceğim.
Düşündükçe beyin dalgalarım değişecek.
Beynimin dalgaları değiştikçe yazdıklarım değişecek.
Yazdıklarım değiştikçe hissettiklerim değişecek.
Sonunda ortaya bir yazı çıkacak.
Okuyanlar her sözcükte değişik hisler tadacaklar.
Her sözcük içlerini açan anlamlara dönüşecek.
Bu anlamlar içlerindeki öze dokunacak çünkü benim içimden gelen anlamlarını benim özümden alan sözcükler bunlar.
Öze dokunan duygular okuyanların beynindeki dalgaları değiştirecek.
Okudukça ferahlayacak ve okudukça değişecekler.
Bu sayede değişen beyin dalgaları bir sonraki an düşüneceklerini, hissedeceklerini, söyleyeceklerini ve yapacaklarını değiştirdiği için okumayı yarıda kesip, gözlerini bu yazıdan kaldırdıklarında bile yaşamın onlara farklı göründüğünü fark edebildiklerini düşünmek bile eşi benzeri olmayan bir yaşam deneyiminin ilk anları olduğunu fark etseler de etmeseler de ilk uykuya daldıklarında o bilinçaltı dediğimiz muazzam güç sinir sistemlerini, hep “olsa ne güzel olurdu” diye düşündükleri ve belki de bir kaç saliseliğine iç geçirip sonra vazgeçtikleri hayallerini dahi gerçek kılmak üzere mucizevi bir değişim başlatabilir çünkü bu sözcükleri kim okuyor olursa olsun bu yazıyı okuduğu ana kadar nelerin üstesinden geldiğini, nelere rağmen ayakta kalmayı başardığını kendi bildiği o güç; Şimdi – her şeyin yönünü değiştirse, İyi ve güzel olanlar, değerli olanlar kalsa ve yaşam birdenbire döngülerini, okuyanın yararına yeniden programlasa.
Bunun için unutulması gerekenler unutulsa, öğrenilmesi gerekenler hemen karşısına çıkmaya başlasa, ama bir filmde ama bir dizide ama bir kitapta veya hatta yolda giderken yanındaki insanlar söyleyiverse ve öğrenseler kendi hayatlarını kendi kurdukları hayallerden daha iyi, daha güzel, daha mutlu yapmanın yollarını. 
O yollardan gitmeyi düşünürken “tesadüfen” birileri çıkıp, kapıları açsa, yolları aydınlatsa ve hatta götürmeyi teklif etse belki kendisi de oralara gidiyordur ve bir yoldaş arıyordur.
Kimbilir?
Sonra işler böyle rast gidince yüzü gülmeye başlar insanın.
Yüzü gülen insana insanlar da gülümser.
Gülümseyen insanların titreşimleri değişir.
İnsanların titreşimi değişince etraflarını saran havanın dahi titreşimi değişir.
Bu kadar değişimin içinde herkesin hayatı değişebilir.
Nasıl değişirse, nasıl olurunu bilmeyenlerin bile hayatları daha güzele, daha mutluya değişir.
Biliyorum; bu satırları okurken titreşiminiz değişti.
Kafanız karıştı belki ki bu iyiye işaret çünkü değişim böyle başlar.
Başında ne yazdığımı dahi unuttunuz ki bu da iyi çünkü bazı şeyler unutulduğunda hafifler insan.
Belki okuduklarınız çok hayal ürünü gibi geldi ki bu da iyi çünkü şu an var olan her şey bir zamanlar birilerinin hayali idi.
Şimdi okuduklarınız sayesinde ne düşünmüş , ne hissetmiş olursanız olun hayatınızın bundan sonrası her şey, her an her şekilde harikulade bir halloluşa dönüştü bile…
İnanmayabilirsiniz, olabilir ama inanırsanız çok daha çabuk olabilir.
Değil mi?
Ya tutarsa?

Bu gönderiyi paylaş: